iletişim

inspiteofmyself@gmail.com

5 Ağustos 2012 Pazar

bu yazın komedi dizileri

hayatımın rolü, düşman kardeşler, annem uyurken, küçük hesaplar, ibret-i ailem ve işler güçler

yaz geldi mi çerezlik yaz dizileri birer birer düşer ekrana. bazıları kendine bir izleyici kitlesi yaratıp kışa ve sonraki senelere devam eder, bazıları 13 bölüm sonra veda eder. henüz ülkemizde, yalnızca yaz aylarında yayınlanıp kışın ara veren yapımlar yok. bizde kış sezonunda süren diziler yaz molası verirler. 
bu yaz gözüme çarpan ve öyle veya böyle hakkında fikir sahibi olduğum 6 yaz dizisi var, hayatımın rolü'nün komedi soslu bir dram dizisi olduğunu saymazsak, hepsi de absürt komediler. 


hayatımın rolü, 1993 tarihli amerikan filmi mrs. doubtfire esintili bir star tv dizisi. anne-baba hala büyük bir aşkla bağlı oldukları halde uyumsuzluk nedeniyle ayrılıyor, baba, iyi bir oyuncu olmanın verdiği avantajla yaşlı bir kadın kılığına girerek ayrıldığı eve yerleşiyor, böylece gözü kulağı çocuklarının ve eski eşinin üzerinde oluyor. bu sırada elbette cadı anneanne, melek babaanne, üç sevimli ama problemli çocuk, kadına askıntı olan iş arkadaşı, adamın bu işleri çevirmedeki en büyük yardımcısı olan kankası, birbirleriyle evli olan adamın kızkardeşi ve kadının ağabeyi, komşu çift gibi karakterler de olay örgüsünü zenginleştirmeye çalışıyor.
fakat şahsi kanaatime göre, yıllar evvel bir benzerini okan bayülgen'in kanal d'de denediği bu iş, olacak iş değil. seyirciye bir tek film olarak eğlenceli gelebilecek bu konunun, dizi haliyle sıkmadan ve tutarlı şekilde devam etmesi mümkün değil. giderek senaryo açıkları artacak ve en dikkatsiz izleyiciyi bile soğutacaktır. kışa uzanacağına hiç ihtimal vermiyorum. tabii kanal prestij açısından ısrarcı olmazsa.


diğer bir komedi de show tv'den. üstelik bu, reyting listelerinde ilk sırada yer alıyor. tam türk halkının zevkine hitap ediyor, onlarca yıllık basit komedi anlayışı, hafif espriler, şive komedisi vs.
esas adamın iki farklı kadından olan çocukları ve bunlarının çevreleri etrafında dönen bir hikaye. trakya şivesi ile ilgi çektiğini zannediyorum. bu reytinglerle kışa uzanacağı kesin.


kanal d'nin az reyting alan hiçbir işinin arkasında durmamasının bir örneği var sırada; annem uyurken. lokumcu dükkanı olan kalabalık bir ailenin etrafında gelişen bir absürt komedi denemesi annem uyurken. otoriter anne, bir nedenle 10 yıl süren bir komaya giriyor ve tepkisiz şekilde yatağında yatıyor, bu duruma bir süre sonra alışan aile bireyleri hayatlarına devam ediyor, derken bir gün anne beklenmedik şekilde uyanıyor. herkes hem seviniyor, hem de hayatları altüst oluyor.
bu dizinin espri anlayışı biraz daha üst perdedeydi. fakat hümeyra'nın yarattığı iticilik rüzgarı nedeniyle fazla sempatik bulamadım. geniş aile dizisini anımsatan bir karakterizasyon vardı. sıkmadan gülerek izlenebilir. hatta bana kalırsa o fırtınalar koparan yalan dünya'dan falan kat kat iyiydi. ben yapımcı olsam, binbir emek verdiğim işi kanal d'ye vermeden önce 40 kere düşünürüm. bu kaçıncı heba olan dizi!


içinde seray sever olan hiçbir işi beğeneceğimi zannetmiyorum, küçük hesaplar'ı da beğenmedim. mazhar alanson da, her şey çok güzel olacak'la beraber bitmesi gereken oyunculuk kariyerinde inatçı görünüyor. 
kaç bölümdür doğru düzgün kimin ne olduğunu da oturtamadım ama, anladığıma göre olay bir apartmanda geçiyor:)
mazhar bey'le seray hanım karı-koca, bir de genç kızları var, sürekli bunları duvardan dinleyen bir yaşlı, bir de üst katta olduğunu tahmin ettiğim üç genç komşuları var. arada acaip tiplerde karşımıza çıkan bir de kaan sezyum var ki, kendisi dizinin senaristi. belki de hep aynı insanı oynuyordur ama ben bir yere oturtamadım. 
üst kattaki üç gençten birinin bir işyeri ve ordaki maceraları var, diğer ikisi öyle boş beleş takılıyorlar. belki de öğrencilerdir, belki sadece iki kişi yaşıyordur o evde, çünkü üçüncü kişi arada o çalışan çocuğun iş arkadaşı oluyor, arada da şişman bir adam. oralar muamma benim için. ama diziyi bir mantığa oturtmaya çalışmama gerektiğini ilk iki dakikadan sonra anladığım için pek umursamadım.
bu gençler bir kafe barda takılan, aralarında mazhar'ın kızının da bulunduğu üç kızla bağlantı halindeler, hoşlantılar, geyikler...işte bu ilişkiler yumağında birtakım espriler dolaşıyor, internet sözlüklerine göz kırpılıyor, günlük konuşmaların nabzı tutulmaya çalışılıyor vs. ama başarısız! 13 bölüme tamamlanması bile bir mucize. bu dizinin ardından televizyonların seray sever'le yollarını ebediyen ayırmalarını umuyorum.


türk televizyonculuğunun geleceğinden hala umutlu olmamıza vesile bir dizi ibret-i ailem. hem de müjdat gezen'e rağmen. o da her dizide olması gereken iticilik kontenjanını dolduruyor galiba. 
ilk bulduğu kıza yapışan üniversite mezunu vasıfsız genç, başkasının segilisine aşık olan fitne fücur kız, yaşına başına bakmaksızın aklı sürekli serserilikte olan büyükbaba, ailenin en az kötü huylusu anne, sürekli kolay yoldan zengin olmaya çalışan dolandırıcı baba. beş kişilik bu ibretlik aile, aslında gerek türk dizi ve filmlerinde gerekse amerikan sinemasında görmeye alışık olmadığımız kadar gerçek. hem kendi ailelerimizde, hem de çevrede rahatlıkla karşılaşacağımız bu tipler, hepsi birarada olunca absürt bir hayatın kapılarını açıyorlar. espriler çok güncel, konular sıkmıyor, oyuncular çok inandırıcı. özellikle genç kız çok başarılı, ona benzer en az iki kişi tanıdığıma göre de hayli gerçekçi.


tatlıyı sona saklıyoruz. bu yazın bizlere bir sürprizi, komik, eğlenceli, kaliteli bir armağanı işler güçler. star'ın kalburüstü bir işi.
üç başrol oyuncusunun kendi isimleriyle kendilerini oynadıkları bu dizide olaylar televizyon sektöründe geçiyor. ahmet kural ve murat cemcir'in ilkini çektikleri çalgı çengi filmi gişede tam bir hayalkırıklığı yaratmışken internetten izlenme ve indirilme oranları hayli yüksektir. yapımcı bulmakta zorlanan ikili, parayı denkleştirip ikincisini bir an önce çekmek için ne iş olsa yaparım sınırına dayanmıştır. diğer yandan, kpss  ile kazandığı gümrük memurluğunu üsküdar'a giderken dizisinde oynamak için bırakan sadi celil cengiz, dizinin kanal d taafından yayından kaldırılması üzerine zor günler geçirmektedir. derken leyla ile mecnun dizisinde oynamaya başlar. bu üç oyuncu, meslek hikayeleri isimli bir belgesel programı sunma işini alırlar. her hafta üç farklı meslekten insanlarla söyleşi yaparak programı çekeceklerdir. fakat sürekli aksilikler peşlerini bırakmadığı için çekimler kötü geçmekte, yapımcı paradan kıstığı için teknik düzenlemeler çok kötü olmakta ve dolayısıyla bölümler kanal tarafından yayınlanmamaktadır. haftalar sonra ilk bölüm nihayet yayınlandığında ise, berbat reyting sonuçları yüzünden başları ağrımaya başlar.
bütün bunların yanısıra özel hayatlarında da türlü acaiplikler yaşamaya devam ederler. sadi'nin yalan söyleyememe hastalığına yakalanmış bir kızkardeşi, ahmet'in aşırı kilolu olduğu için askerlikten yırtan, fazla samimi bir komşusu, murat'ın kaldığı motelde komşusu olan eski oyuncu çatlak bir arkadaşı, yapım ekibinden on numara sapık bir asistan, murat'ın eski sevgilisi, cimriliğin doruklarında gezen yapımcı, sadi'nin evinde kaldığı halası gibi pek çok karakterle zenginleşen bir hikayesi var dizinin. 
esprilerin güncelliğiyle, absürtlüğün dozajıyla, oyuncuların gerçekçiliği, doğallığıyla, işin samimiyetiyle, harika bir dizi işler güçler. çok iyi bir reyting başarısı göstermese de kışa uzanmasını umut ediyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...